1.HITAN Hıtan ya da sünnet; erkek üreme organının uç kısmındaki derinin kesilip atılmasıdır. Bu operasyonun, Arapça “hafz” veya “hafd” sözcüğü ile ifade edilen kız çocuklarına yönelik uygulaması, ülkemizde görülmemesi sebebiyle bu yazımızın konusu dışında bırakılmıştır. .Devamı 2.CEBRAİL, RUH ül KUDÜS, eR rUH üL EMİN, RUHULLAH RUHÜ’L-KUDÜS: “ روحRuh” ve “ القدسkudüs” sözcüklerinden meydana gelmiş bir izafet [belirtili isim tamlaması] olan ve Kur’an’da dört yerde geçen “Ruhü’l-Kudüs” ifadesi, “kudüsün ruhu” demektir. Bu ifadenin bir sıfat tamlaması olarak “kutsal ruh” olarak çevrilmesi yanlış, hatta büyük bir cinayettir. (devamı…) 3.Ecel, Ecelin uzaması - kısalması İslâm Akaidi’nin üzerinde çok tartışılan temel konularından biri de “Ecel” konusudur. Bu konu aynı zamanda Akaid İlmi’nin İlm-i Kelâm olarak isim almasına sebep olan meselelerden de biridir. Ne var ki, konu İslâm dini ile ortaya çıkmış bir konu da değildir.Devamı... 4.Cehennem İle İlgili Meseleler Cehennem konusunda bugüne kadar ileri sürülmüş ve günümüzde de sürülmeye devam eden pek çok Kur’an dışı iddia mevcuttur. Bu iddiaların Kur’an’ın gerçeklerinden ayrıldığı hususlar, onun aşağıdaki beş soruya getirdiği açıklamalar çerçevesinde toplanabilir:Devamı... 5.Zikir, Allah`ı zikretmek “Din Adına Toplumdaki Yanlışlar” adlı kitabımızda da yer almış olan bu konu maalesef toplumda sürekli yanlış algılanıp yanlış olarak uygulanmaktadır. Bu nedenle konuyu tekrar gündeme getirmekte yarar görüyoruz.Devamı... 6.Gayb nedir? Gaybı kimler bilir? İnsanlar çok eskilerden beri “gayb” ve “gaybin bilinmesi” meselesi üzerinde çokça durmuşlardır. Ancak bilim, kendi yöntemleri ile açığa çıkarılmayan bir “bilinmeyen”in sıradan bir insan tarafından bilenebileceğini kabul etmediğinden, konu ne yazık ki “bilim dışı” olarak damgalanmış olan “din” içinde mütalâa edilmiştir.Devamı... 7.RECM (Zina suçu işleyenlerin Taşlanarak Öldürülmeleri) Dinimizin tek kaynağı olan Kur’an’da ima yollu dahi değinilmemiş olmasına rağmen “recm” konusu, Müslümanların önemli bir sorunu olmaya binlerce senedir devam etmektedir. Bunun sebebi; rivayetlerin, dine ikinci bir kaynak olarak getirilmesi ve bu rivayetlerde yer alan tutarsız, çelişkili, ciddiyetsiz hususlara dinî hüviyet kazandırılmasından başka bir şey değildir.Devamı... 8.Zina Çoğu kaynak kitaplarda, “zina”nın sözlük ve terim anlamlarının aynı olduğu ileri sürülmüş ve “الزّنى zina”; “Bir kadınla nikâhsız veya haksız olarak cinsel temasta bulunmak.” diye tanımlanmıştırDevam.... 9.Araf ve Ashabı Araf kimlerdir? 1) Ashab-ı A’raf, iyi ve kötü amelleri eşit olan müminlerdir. Bunlar cennete hemen konulmayıp ikisi arasında (A’rafta, arabölgede) bir müddet bekletilip sonra cennete konulacaklar.Devamı.... 10.Kulak Hırsızlığı Yapan Şeytanlar(!) Bu konu Kur’an’da, Hıcr suresinin 16 – 18. ayetleri ile Saffat suresinin 6 – 10. ayetlerinde yer almaktadır. Piyasadaki meal ve tefsir kitaplarının hepsi bu konuyu aşağı yukarı aynı anlamda açıklamışlardır.Devamı... 11.Allah`ın Kalpleri Mühürlemesi Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.Bakara 7. Devamı... 12.İblis nedir? Kur`an`da İblis İblis’i tanımanın yolu şeytanı tanımaktan geçer. İblis’i tanıtmadan evvel şeytan sözcüğünü Kur’an’a göre tanıtmak gerekmektedir. Şeytan ile ilgili geniş açıklama “Kur’an’da Şeytan” adlı çalışmamızda verilmiştir. Burada özet olarak biraz bilgi sunuyoruzDevamı.... 13.Cin sözcüğü ve Kur`anda kullanımı Cinn” kavramı, “şeytan”, “İblis”, “melek” kavramları gibi muhtemelen tarih öncesinden itibaren insanların yaşamları içine girmiş kavramlardan biri olup, yine bu kavramlar gibi tüm dinlerde önemli bir yere sahip olmuştur. Devamı... 14.Hızır masalının aslı KUR’AN’DAKİ MUSA İLE BİLGİN KUL KISSASI Allah’a kayıtsız şartsız teslim olma ve geçici şeylerden uzak durma konularında önemli bilgi ve ilkeler içeren Kehf suresinin bünyesindeki “ashab-ı kehf (mağara arkadaşları)”, zengin adam-yoksul adam, Musa ile “bilgin kul” ve Zülkarneyn ile Ye’cüc Me’cüc kıssaları, bizler için ibret dolu birer örnek teşkil etmektedir.Devamı... 15.BOŞANMAK/TALAK Aslında bu kitapta, boşanma konusuna değinmeyi hiç düşünmüyorduk Ama boşanma konusunda da Kur’ân’a aykırı bir çok uygulama var Müslümanlar arasında. Bu nedenle o hususlara dikkat çekmek için “D.A.T.Yanlışlar” kitabımızdaki açıklamayı buraya da koymayı uygun gördük.Devamı... 16.MUT`A NİKAHI Nikah/evlenmek konusunu işlerken değinmek zorunda olduğumuz ayrıntılardan birisi de Mut’a Nikahı’dır. Zira tarih içinde unutulup gitmesi gereken İslâm öncesi bir uygulama olan Mut’a Nikahı belirli çevrelerce güncelleştirildi. Devamı... 17.DOĞUM KONTROLÜ ve KÜRTAJ İslam fıtrat dinidir. Fıtrat, kadını erkeğe, erkeği kadına çeker. Birleşmelerinin zorunlu sonucu ise, neslin türemesidir. Dolayısıyle tabii ve fıtrî bir olguyu normal şartlarda engellemek insanî ve İslâmî değildir.Devamı... 18.DUÂ Sözcük anlamı: “Duâ”, da’vet ve da’vâ mastarları gibi mastar olup, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir.Devamı..... 19.TEFEKKÜR (insanı insan yapan eylem) “Tefekkür”, Yüce Rabbimizin, üzerinde önemle durduğu ve bizlere zorunlu kıldığı bir eylemdir. Bu sebeple “tefekkür” kavramının herkes tarafından iyice özümsenmesi gerekmektedir.Devamı... 20.EVLİYA (Allah dostları, işin aslı, yozlaşma, istismar…..İbrahim halilullah…..) Konuya başlarken konuyla ilgili kısa bir genel bilgi sunmakta fayda var. Konuyla ilgili toplumda yer almış inanç ve kabullerin kısa bir açıklamasının, konunun iyi anlaşılmasına vesile olacağına inanıyorum. Bu açıklamaları görünce sizler de konunun ne denli önemli bir mesele olduğunu kabul edeceksiniz. Devamı.... 21.RUHBANLIK ve ZÜHD (Takvadan sapmalar) الزهد Zühd’, sözlük anlamı olarak, “Bir şeye ilgi duymamak, az bir şeye razı olmak” demektir.Kavram olarak ise, ‘dünyaya, maddi şeylere ve çıkarlara rağbet etmemek, çıkarcı, ihtiraslı ve bencil olmamak, kanaatkar olmak’ anlamlarında kullanılır.Devamı... 22.İMAN AMEL İLİŞKİSİ Ve Takva….. Konumuzun iyi anlaşılması için mutlaka iman ve amel ilişkisine de değinmek gerekiyor.Zira, bu konunun hakikatinin bilinmemesi nedeniyle toplumda amelsiz insanlardan geçilmez oldu. Ameli olmadığı halde müslümanlığı kimse elden bırakmıyor. Bu konu herkes tarafından doğru, dürüst öğrenilmelidir ki, kimin gerçek kimin sahte müslüman olduğu anlaşılsın.Devamı.... 23.TAKVA (cennetin bedeli) (Allah korkusu) (haşyetüllah) “التقوى Takvâ’nın sözcük anlamı: ‘Takvâ’ sözcüğünün aslı, ‘وقاية vikâye’, ‘ توقيةtevkiye’, ‘ وقاءة vikâe ’ köklerinden türemiş olan “ وقيvekâ’ fiilidir.Devamı... 24.Salavat getirmek/Salavatı şerife Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.Devamı 25.Mehdi (islamdaki Yeri) Sözcük anlamı olarak; ”hidayet görmüş”, “hidayet edilmiş”, yani “doğru yol gösterilmiş”, “doğru yola kılavuzlanmış” demek olan ve Arapça bir sözcük olan “mehdi” sözcüğü, bir kısım Müslümanlar tarafından, ilerideki bir tarihte (kıyamete yakın bir zamanda) ortaya çıkacağı zannedilen belirli bir varlığa isim olarak verilmiştir.Devamı... 26.UYDURULMUŞ HADİSLER Toplumda din adına oluşmuş yanlış inanç ve amellerin ekserisi Mevzu/ uydurulmuş Hadislerden kaynaklanmaktadır. Halkın cahil kesimi, bunları sorgulayıp ayıklayamamış, çok sevdiği Peygamberine nispet edilen yalanları kemal-i hürmetle benimsemiş, hatta bu yalanlara sarılmanın kendisine şehit sevabı bile kazandıracağına inanmıştır.Devamı.... 27.KUR`AN ABDESTSİZ DE OKUNUR! Ayetlerin meali: 75-Hayır… Parça parça inmiş Kur’an ayetlerinin yerlerine kasem ederim ki (kanıt gösteririm ki), 76- -Ki hakikaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir kasemdir/kanıt gösterisidir.Devamı... 28.Hadis-i Kudsi (vahy olup da Kur`an`da olmayan (!) Hadis-i kutsî; “Ahad yolla (bir-iki kişinin anlatımıyla) peygamberimiz tarafından nakledilmiş, manası yine peygamberimiz tarafından Allah’a nispetle ifade edilmiş hadislerdir.” diye tanımlanır. Devamı.... 29.Rasülüllah`ın okur yazarlığı Anlamı yanlış bilinen sözcüklerin en önemlilerinden birisi de “ امّىümmî” sözcüğüdür. Kur’an’da peygamberimiz için kullanılmış olan bu sözcüğün yanlış manalandırılması sonucu yüce İslâm dini doğru anlaşılmaz olmuş ve peygamberimiz de yanlış tanıtılmıştır.Devamı... 30.FİTNE (Bela, imtihan, işkence olgunlaşma… Lisan ül Arab’ın 7. cildinin 18-21. sayfalarında verilen bilgilere göre, “ateşte yakmak” anlamındaki “fetn” kökünden türemiş bir ismünnevi (tür adı) olan “fitne”; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerin kendisiyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden (cüruf) ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte yakılması (potada eritilmesi) işlemidir.Devamı.... 31.Kur`an`da ZANN sözcüğünün anlamı “Zann” sözcüğü; “racih itikat (tercih edilen inanç, kanaat” demektir. Bu kanaat, bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı olabileceği gibi, “yakin”e, yani kesin bilgiye de dayanabilir.Devamı..... 32.KÖLELİK ve İSLAMİYET Köle, “hukukî, iktisadî ve sosyal bakımlardan hür insanlardan farklı ve aşağı statüde kabul edilen kimse” demektir. Köle, inanç ve ibadet yönünden özgür olmasına rağmen medenî; yurttaşlık hakları yönünden tam özgür değildir. Mal mesabesinde olup, alınır, satılır ve mirasa kalır.Devamı.... 33.HARUT ve MARUT Sihir Süleyman peygamber Harut ve Marut isimlerinin geçtiği Bakara suresinin 102. ayeti, “o ne güzel kuldu” ifadesiyle Rabbimizin övgüsüne mahzar olmuş Süleyman peygambere atılan iftiraları bertaraf etmekte ve o çok değerli peygamberin üzerine atılmış çamurları temizleyip, onu kendisine sürülmeye çalışılan karalardan arındırmaktadır.Devamı..... 34.BEZM-İ ELEST (Kalu Bela) Hiç kuşkusuz inanıyor ve biliyoruz ki Kur’ân, Mübin ve mufassaldır. Böyle olmasına rağmen Kur’ânda geçen bazı ifadeler, cümleler sanki anlaşılmamış ve anlaşılamazmış gibi, bunlara açıklamak için tutarsız rivâyetler ve yorumlar yapılmıştır.Devamı.... 35.DABBET ül ARZ (Kıyamet alameti ??) Kur’an’da yer alan bu ifade, izlenme oranlarını arttırma peşinde olan medya tarafından mesele yapılarak eskiden beri zaman zaman gündeme getirilmektedir. Geçtiğimiz günlerde de yine ısıtılıp ortaya çıkarılan bu konu hakkında, her zaman olduğu gibi bilir bilmez bir çok kişi ahkâm yürütmüştür.Devamı..... 36.ŞEYTAN Şeytan-ı racim İblis şeytandan korunma şeytan çarpması Şeytan”, halk kültüründe, eli çatal mızraklı, kuyruklu, boynuzlu, bize görünmeyen, aldatan, kandıran, kötülük aşılayan, acâip, soyut; uzayda cismi olmayan bir yaratık olarak tanınır. Herkes şeytandan korkarken ve Allah’a sığınırken işte bu mevhum varlığı itibare alır. Devamı.. 37.CİHAD “Cihad” sözcüğü “cehd” sözcüğünün türevlerinden olup, “Müfaale” babından mastardır. “Cühd” olarak okunuşu da söz konusu olan “cehd” sözcüğü, “ağır yük taşıyan hayvanın menziline ulaşabilmesi için gösterdiği çaba”yı anlatmak için türetilmiştir ve dolayısıyla sözcüğün esas anlamı “takat” demektir. Devamı.. 38.ŞÜKÜR. Şükretmek … Kur’an’da üzerinde çok durulmuş olan “şükür”, imanın gereği ve müminlerin temel görevidir. Nitekim birçok ayette inananlar, aynı zamanda “şükredenler” olarak nitelenmiştir. “Şükür” sözcüğü ile zıt anlamdaki “küfran” sözcüğü de, yine bir müminin asla yapmayacağı bir davranış olan “nankörlük” demektir.Devamı.. 39.Ecel İslâm Akaidi’nin üzerinde çok tartışılan temel konularından biri olan “Ecel” konusu, aynı zamanda Akaid İlmi’nin, İlmi Kelâm olarak isim almasına sebep olan meselelerden biridir. Ama bu konu, İslâm dini ile ortaya çıkmış bir konu değildir. “Ecel” konusu, çok eski zamanlardan beri tüm düşünürlerin ilgi alanlarına girmiş ve felsefe kitaplarında ayrıntılı incelemelere tâbi tutulmuştur.Devamı... 40.Vekâlet - Vekil - Tevekkül Aynı kökten (vkl) türemiş olan “vekâlet”, “vekil” ve “tevekkül” sözcüklerinin hepsi Türkçeleşmiş olup, “vekil” ve “vekâlet” sözcükleri, hukuk ve siyaset alanında çok önemli kavramları ifade etmektedirler.Devamı.. 41.Secde Teslim olma, boyun eğme anlamında kullandığımız “secde” sözcüğünün vaz’ı (ilk ortaya çıkışı), “devenin sahibini üstüne çıkarması için boynunu kösmesi, (eğmesi)” ve “meyve yüklü hurma dallarının, sahibinin rahat uzanıp toplamasına elverişli olarak eğilmesi” anlamındadır.Devamı... 42.Nefs “Nefs” sözcüğü, bir şeyin iç ve dış yapısıyla ve özellikleriyle tamamını, yani öz yapısını, şahsına özgülüğünü ifade etmek üzere kullanılan bir zamirdir. (Lisan ül Arab; c:5, s:647–652).Devamı.. 43.Sünnet Bölüm2 Araştırmalar, sünnet derisinin iç kısmında sabun kullanmamanın en iyi yol olduğunu göstermiştir. Bir bebeğin üstderisini zorla çekip yıkamaya çalışmak, onu doğal olarak enfeksiyona karşı koruyan bakteri florasını yok edebilir. Ergenlikten sonra, erkekler penis başlarını ve üstderilerini ılık suyla nazik bir şekilde yıkayabilirler.Devamı.. 44.HIZIR İNANCI (Hızır kimdir? Ne iş yapar?) Hızır” sözcüğü; “yeşil” demektir ve baharı simgeler. Bu kavram ilk önceleri ilkel toplumların çok tanrılı inançlarındaki, belki “Bitki Tanrısı” denilebilecek bir kavrama karşılık gelmekte iken, daha sonra kişileştirilmiştir. Kişileştirme ise ortaya yeni bir sorun çıkarmıştır: Kimlik!.Devamı... 45.ÖRTÜNME (Başörtüsü, çarşaf, sarık, örtülü çıplaklar….. Örtünme konusu, fıkıh ve İlm-ü Hâl kitaplarında “setr-ü avret” başlığı altında ele alınmış ve namazın haricî şartlarından birisi olarak zikredilmiştir. Halbuki, halk arasında ayıp yerlerin örtülmesi olarak bilinen “setr-ü avret” hakkındaki talimatlar ile ziynet sayılan yerlerin örtülmesi hakkındaki talimatlar sadece namaz için verilmemiş, hayatın her anı için verilmiştir.Devamı... 46.PEYGAMBERİMİZİN ÇOK EŞLİLİĞİ İslâm dininde normal şartlarda çok eşliliğin olmadığı, çok eşliliğin ancak olağanüstü koşullarda, kamu otoritesinin kararıyla, hep birlikte uygulanacak özel bir durum olduğu Nisa suresinden anlaşılmaktadır (bu konuda ayrıca bir çalışmamız mevcuttur). Peygamberimizin çok eşliliği ise, Nisa suresinde belirtilen genel hükümler dışında bazı kişiye özel ayrıcalıklara; hepsi Kur’an’da belirtilmiş görevlere dayanmaktadır.Devamı... 47.Teaddüd-ü zevcat (Çok eşlilik, Erkeklerin çok hanımla evlenmesi. Çok uzun zamandan beri Kur’an ile haşir-neşir olmuş ve Allah’ın lütfettiği bilgiyi, herhangi bir etki altında kalmadan, herhangi bir akıma kapılmadan, doğrudan Kur’an’ı anlamaya hasretmiş bir kişi olarak amacımız; yanlışlarını Kur’an’a, yani İslâm’a fatura etmeye çalışanların karşılarına Kur’an ile dikilmek ve bu gibi yanlışların Allah’ın arı-duru dininden temizlenmesine hizmet etmektir. Yoksa, kadın hakları savunucusu olmak, kadınların avukatlığını yapmak gibi bir niyetimiz yoktur.Devamı... 48.KANDİL GECELERİ: Reğaib kandili, Berat kandili… üç aylar Müslümanların aldatıldığı konulardan bir tanesi de bu “mübarek geceler” konusudur. İnsanlar, kişilik yapılarında var olan hırs, kolay kazanç, kısa zamanda köşeyi dönme gibi zaafları sebebiyle, önlerine konan yalanları hiç sorgulamadan, tıpkı bir balığın zokayı yutması gibi yutmuşlar, inanç ve amellerinin yozlaşmasına yol açan bu yalanlara hep inanmışlardır.Devamı... 49. RÜYA, RÜYANIN SADIĞI (doğrusu) OLMAZ. YUSUF PEYGAMBER RÜYA GÖRMEMİŞTİR. - Hani bir zaman Yusuf, babasına: “Babacığım, şüphesiz ben on bir yıldız, Güneş ve Ay’ı gördüm; onları bana secde ederken [boyun eğerken] gördüm” demişti.Devamı.. 50." مستقرّMÜSTAKARR" VE " مستودعMÜSTEVDA" SÖZCÜKLERİ Ayette geçen “el-müstekarr” sözcüğü “yerleşik yer”, “el-müstevda`” sözcüğü de “geçici yer” demektir. Allah’ın her canlının “yerleşik” ve “geçici” yerlerini bilmesi demek, canlıların hem emanet edildikleri, hem de sonradan mekân tuttukları yerlerin Allah tarafından biliniyor olmasıdır. Bu yerler ne kadar değişikliğe uğrarsa uğrasın, Allah’ın bilmesi bakımından herhangi bir durum değişikliği (ya da “zorluk”) oluşturmaz.Devamı 51.RACUL Racül” sözcüğü genelde “erkek [kadının karşıtı]” anlamında kullanıldığı için bazı ayetlerde yanlış anlamalara sebep olmaktadır. Dolayısıyla sözcük hem Arap dilindeki hem de Kur’an’daki kullanımı dikkate alınarak tahlil edilmelidir.
Arapçada “ الرّجلracül”, “insan nev’inden erkek” demek olup “kadın”ın karşıtıdır.Devamı...
52.VEFAT وفاةVefat” sözcüğünün kökü “ وفىvfy [vefa]” sözcüğüdür. “Vfy” sözcüğü; “ غدر ğadr” sözcüğünün zıddı olup “tastamam verme, eksiltmeden yerine getirme” demektir. Bu sözcükten türemiş olan “vefat” sözcüğü ise “ölüm” demektir. Devamı
53.CÜNÜPLÜK VE CENABET Fıkıh ve ilmihal kitaplarında bu sözcükler; “Boy abdesti (gusül) almayı gerektiren durum; büyük abdestsizlik hâli; bu durumda olup da henüz gusletmemiş olan kimse” olarak tanımlanmış ve “Cinsel ilişkide bulunmuş yahut rüyada ihtilâm olmuş veya birine bakmakla ya da dokunmakla kendisinden şehvetle inzal vaki olmuş kimseye cünüp bu durumuna da cenabet denir.” şeklinde açıklamalar getirilmiştir.Devamı 10 – De ki: “Ey iman etmiş olan kullar/kölelerim! Rabbinize takvalı davranın. Bu dünyada iyilik-güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Şüphesiz Allah’ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenler, mükâfatlarını hesapsız tastamam alacaklardır.” Devamı 55.KUR’ANDA KONU EDLEN ZÜLKARNEYN, SON PEYGAMBER MUHAMMED AS’DİR!!!!! Yaptığımız nakiller ve alıntıladığımız görüşler, Zülkarneyn’in gerçek kimliğinin spekülatif nakil ve yorumlar arasında iyice anlaşılamaz bir hale geldiğini göstermektedir. Halbuki ayetlerin metnine sadakat gösterilerek ve Kur’an’ın anlam koordinatlarından dışarı çıkılmayarak yapılacak bir tahlil neticesinde Zülkarneyn’in gerçek kimliğiyle alakalı isabetli bir açıklamaya ulaşılacağı kanaatindeyiz. Bu doğrultuda olmak üzere bizim bu konudaki tahlilimiz şöyledir:Devamı 56.TEVBE “ التوبةTevbe” kavramı, İslam dininde çok önemli bir yeri olan bir kavramdır. Ama maalesef zaman içerisinde, Müslümanlar arasında İslam’ın onlarca kavramı gibi bunun da, anlamı sığlaştırılmış, yozlaştırılmış ve içi boşaltılmıştır. Devamı . 57.SALAT VE NAMAZ “الصّلوة [salât] sözcüğünün yapı olarak, ص ل ى [saly] ve ص ل و [salv] köklerinden türemiş olması mümkün görünmektedir. Dilbilgisi kurallarına göre her iki kökten de türemiş olabilir. Zira hem ص ل ى [saly] hem de ص ل و [salv] sözcükleri, son harflerinin “harf-i illet” olması sebebiyle “nâkıs”tırlar ve bu köklerden bir sözcük türediğinde, köklerin sonundaki harf-i illetler düşerek başka harfe dönüşür. Bu durumda, türeyen yeni sözcüğün, bu köklerin hangisinden türediği konusunda ciddi bir araştırma yapılmadığı takdirde ortaya bazı karışıklıklar çıkabilmektedir. Nitekim ص ل و [salv] kökünden olan kalıpların bir çoğunun çekimlerinde و [vav] harfi, “galb” [değişim] neticesi ى ]ya]ya dönüşmekte ve bu şekilde türeyen sözcükler, ilk bakışta ص ل ى [saly] kökünden türemiş gibi görünmektedir. 58.KIBLE Salât konusunda açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer önemli husus da “kıble”dir. Çünkü bazıları, kıblenin konu edildiği Bakara/142-151 âyetlerinin, “yönelişte birliği sağlamak üzere namazda yüzün Ka‘be'ye çevrilmesi şartını getirdiği” yolunda iddialar ortaya atmış ve “salât” kavramı gibi “kıble” kavramının da içini boşaltarak asırlardır bu şekilde dayatmışlardır. Hâlbuki aşağıdaki tahlillerinde görüleceği gibi, zikredilen âyetlerde “namaz”, hatta “salât” diye bir sözcük bulunmadığı gibi, kıble konusunun da namaz ile uzaktan-yakından bir alakası bulunmamaktadır.Devamı 59.ALLAH’IN ARŞINI TAŞIYAN SEKİZ MELEK (!) Hakkı Yılmaz; Tebyinu’l Kur’an, cilt. 8, s. 118-123. Hakka suresi, 13- 17. ayetler tahlili: 13- 17 - Sûr'a bir tek üfleme üflendiği, yeryüzü ve dağlar yerlerinden kaldırılıp bir çarpışla birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman, işte o gün, “o olay” olmuştur. Ve gök yarılmıştır, artık o, o gün dayanaksızdır. Melekler onun [semanın] çevresindedirler. O gün Rabbinin Arşını da bunların fevkinde, , “Bedel olanlar” [yok edilenlerin yerine getirilen daha üstün varlıklar] taşır. Devamı
60.FERDLERİ KÖLELEŞTİREN, ÜLKELERİ SÖMÜRGELEŞTİREN İLLET:RİBA (FAİZ) Riba” konusu Kur’an’da, değişik yerlerde bağımsız ayetlerdeki geçişleri dışında, Bakara suresinin 275-281. ayetlerinden oluşan paragrafta yer almaktadır: 275- O ribayı yiyen şu kişiler, şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, ”Alışveriş, riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki, Allah, alışverişi helal, bu ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’adır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.Devamı
العصمة للّه وحده - el-Ismetü lillâhi vahdeh [Kusursuzluk sadece Allah’a mahsustur]…
Hakkı YILMAZ
|