52.Sünnet Bölüm2

Araştırmalar, sünnet derisinin iç kısmında sabun kullanmamanın en iyi yol olduğunu göstermiştir. Bir bebeğin üstderisini zorla çekip yıkamaya çalışmak, onu doğal olarak enfeksiyona karşı koruyan bakteri florasını yok edebilir. Ergenlikten sonra, erkekler penis başlarını ve üstderilerini ılık suyla nazik bir şekilde yıkayabilirler.

B) Mastürbasyon

Mastürbasyonun önlenmesi ülkemizde değil ama ABD’de erkek ve kadın sünnetini haklılaştırmak için öne sürülen ilk sebep olmuştur. … Batı Hıristiyanları, özellikle seks fobik Viktorya döneminde, mastürbasyon fobisini Yahudi etkisiyle ön plâna çıkarmışlardır. … Sünneti meşrulaştırmak için mastürbasyonun zararlı olduğu gerekçesini öne sürmek bugün artık geçerliliğini yitirmiştir.

C) Hastalıklar

… Günümüzde hâlâ sünnetin gerekçesi olarak gösterilen altı temel hastalık vardır:

1. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

2. Kanser

3. Fimosis (üstderiyi penis başının gerisine itme zorluğu)

    ve parafimosis (üstderiyi penis başının ilerisine itme zorluğu)

4. Penis başının iltihaplanması (balanitis)

5. İdrar yolları enfeksiyonu (üriner enfeksiyon)

6. AİDS

 

1) Cinsel Hastalıkların Önlenmesi

… 1855’ten 1997’ye dek bu başlık altında yayımlanan bütün yazıları inceleyen Dr. Van Howe şu sonuca varır:

“Bugüne kadar cinsel yolla bulaşan hastalıklar üzerinde sünnetin yararlı etkisini gösteren bir araştırma olmamıştır. Tam aksine veriler, sünnetli bir erkeğin cinsel hastalıklara yakalanma açısından daha büyük risk altında olduğunu göstermektedir. Günümüzde, yenidoğan sünnetinin rutin hâle geldiği ABD’de, cinsel hastalıkların oranı düşeceğine yükselmiştir. Gelişmiş ülkeler içinde ABD, en yüksek cinsel yolla bulaşan hastalıklar, HİV enfeksiyonu ve sünnet oranına sahiptir.”

 

2) Penis ve Rahim Kanseri

… Özetle, bu teori smegmanın kanserojen olduğu, Yahudilerin sekizinci günde sünnet oldukları için en düşük penis ve rahim kanseri oranına sahip olduğu varsayımına dayanıyor. İkinci sırada Müslümanlar ve son sırada da sünnetli olmayanlar geliyor. …

Smegmanın kansere yol açtığı iddiasının gerçeğe dayanmadığı, 1975’ten beri Amerikan Pediatri Akademisi tarafından ve 1996’dan beri Amerikan Kanser Derneği tarafından kabul edilmektedir. “Tam aksine, sünnet, engel olduğu iddia edilen hastalıktan çok daha tehlikelidir” diyor Dr. Denniston:

“Olası bir penis kanseri vak’asını engellemek için, 100.000 çocuğun sağlıklı dokusunu yok etmeyi teklif etmek, ahlâk ve mantık dışıdır. Mukayese edilecek olursa, göğüs kanseri riski yaklaşık 100 kat daha büyüktür, ancak kimse bu başa çıkılamaz hastalık için bütün kadınların göğüslerini kesmemiz gerektiğini söylemiyor.”

ABD’de her yıl 44.000 kadın göğüs kanserinden ölüyor. Ama çoğu 70 yaşın üzerinde sadece 200 erkek kötü hijyenden kaynaklanan nedenlerle penis kanserinden ölüyor. … Sünnetten kaynaklanan ölümlerin penis kanserinden kaynaklananlardan daha fazla olduğu biliniyor. Ayrıca penis kanseri, oldukça nadir rastlanan bir kanser tipidir ve genellikle yaşlı erkeklerde olur. Penis kanseri, hem sünnetli hem de sünnetsiz erkeklerde olabilir. Seattle’da Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi’nin araştırması, penis kanseri vak’alarının %37’sinin sünnetli erkeklerde olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Sünnetli erkeklerin eşlerinin rahim kanseri olasılığının daha düşük olduğu iddiası ise artık üzerinde tartışmaya bile değmeyecek, çoktan çürütülmüş bir iddiadır.

Şubat 1996’da, Amerikan Kanser Derneği’nin temsilcileri, Amerikan Pediatri Akademisi’ne gönderdikleri yazıda şunları belirtiyordu:

“Amerikan Kanser Derneği, rutin sünneti, bu tür genital kanserlerin önlenmesi için geçerli ya da etkili bir yöntem olarak düşünmemektedir. Rahim boynu (serviks) kanseri olan kadınların eşlerinde sünnetle ilgili yapılan araştırmalar metodolojik olarak hatalı, zamanı geçmiş ve tıp kurumu tarafından yıllardır dikkate alınmayan araştırmalardır.”

Amerikan Kanser Derneği Haziran 1996’da, penis kanseri ile ilgili beş bölümlü bir tavsiye kararı açıklamıştır: “Sünnet, penis kanserini önleme ya da azaltmada yararlı görülmemiştir.”

Kanser korkusu, erkek sünnetini desteklemek için kullanılamaz.

 

 

3) Fimosis ve Parafimosis

… Genelde üstderi doğumdan sonra birkaç sene geri çekilmez; bunun için zorlanmamalıdır. Geri çekilebilir hâle geldiği zaman, erkek çocuklar onu her gün yıkamaları konusunda eğitilmelidir. …

Doktorların sünneti tavsiye ettikleri parafimosis durumları nadiren de olsa vardır. Bu, üstderinin zamanından önce geri çekilerek penis başının arkasındaki olukta (sulcus) sıkışmasından kaynaklanır. Ama bu bir hastalık değildir. Sorun, pediatrik uygulamalardan, ana babaların doktorlarca yanlış bilgilendirilmelerinden kaynaklanır. Ana babaya üstderiyi geri çekmeleri söylenir ama tekrar yerine götürmeleri söylenmez. Bu durum tedavi edilebilir bir durumdur. … Sünnet derisi ile ilgili sorunlar, sorun ortaya çıktığı zaman tedavi edilmeli; çocuk sağlamken değil. … Şunu bilin yeter, Çinliler fimosisi sünnetle tedavi etmiyor.

 

4) Penis Başının İltihaplanması (Balanitis)

… Penis başı iltihaplanması, maya, mantar, bakteri ya da virüsten de kaynaklanabilir… Bazı tıp doktorları, glansın (penis başı) birkaç kez iltihaplanması durumunda sünneti tavsiye etmektedirler. Oysa sünnetin, penisin sağlıklı hijyenik bakımdan daha etkili olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Bazı doktorlar ise glansın kuru tutulması gerektiğini söylemektedirler. Bu öneri, insan anatomisinin bilinmemesinden kaynaklanır; çünkü normalde sünnet derisinin altında olan bu bölge doğal olarak nemlidir. …

Balanitis hem sünnetli hem de sağlam erkeklerde olabilir. Dr. Van Howe, sünnetli erkeklerde, sünnet olmamış erkeklere göre daha fazla balanitise rastlamıştır. Diş etlerimiz iltihaplandığında hemen dişimizi çektirmiyoruz değil mi?

 

5) İdrar Yolları Enfeksiyonu (Üriner Enfeksiyon)

Sünnetsiz erkek çocukların yüzde 96 ilâ 99’unun hayatlarının ilk yılında idrar yolları enfeksiyonu geçirmediğini biliyor musunuz? … Peki, bebeklerin ilk yılında yapılan sünnetlerde komplikasyonların yüzde 38 civarında olduğunu öğrendiğinizde ne hissedersiniz? Sünnette enfeksiyon kapma oranı, idrar yolları enfeksiyonu olasılığından daha yüksek. Keşke komplikasyonlar sadece enfeksiyonla sınırlı olsa. Hatalı sünnetlerin sayısı çok daha fazla. Çocuğunuz sünnet edildiği sırada, o, enfeksiyonu olmayan sağlıklı bir bebek. İleride enfeksiyon kapma olasılığına karşı ameliyat önermek ne kadar etik? Ne kadar iyi niyetli? Bütün enfeksiyonlar ameliyatla mı tedavi ediliyor? …

Siz, hem de anestezi olmadan, ileride enfeksiyon olma olasılığını ortadan kaldırmak için bu ameliyatın kendinize yapılmasına izin verir miydiniz? İleride dişleriniz çürüyebilir diye önceden sağlıklı dişlerinizi çektirmeye ne dersiniz? …

Son olarak sağlam (sünnetsiz) bir çocuğun aslında idrar yolları iltihabı sorununu yaşama olasılığının, sakatlanmış (sünnetli) bir çocuğa göre daha düşük olduğu biliniyor. Üstderi, glansı idrardan ve dışkıdan korur. Eğer üstderi sünnet ile kesilirse, idrar yolları, enfeksiyona daha açık hâle gelir. Sünnetli erkekleri bu sorunu yaşama olasılıkları en az sünnetsizler kadardır. Sünnet, iddia edildiği gibi idrar yolları enfeksiyonunu önlemiyor. Hiç sünnetin yapılmadığı Hıristiyan Avrupa’sında (Avrupalı Musevîler arasında da sünnet yaptıranlarda büyük bir düşüş var) idrar yolları enfeksiyonu oranının çok daha düşük olduğu biliniyor.

 

6) AİDS

… Sünnet ile AİDS’in önlenmesi teorisi 1980’lerin sonunda Afrika’da HİV virüsünün yayılması ile sünnetsiz penis arasında bir ilişki olduğu teorisiyle ortaya çıktı. … Bu teorinin yaratıcıları, AİDS’in dağılım haritası ile sünnet arasında bir bağlantı bulmaya çalıştılar. … Sadece Afrika’da sünnetsiz erkeklerde görülen AİDS, sünnetlilerden fazla. Bu da buradaki fazlalığın başka nedenlere bağlı olduğunu açıkça gösteriyor.

Ayrıca sünnet derisinin bağışıklık sistemi ile ilgili fonksiyonu da var demiştik. Smegma denilen ve bu deriden salgılanan peynirimsi maddenin içinde lizozin adlı bir enzim bulunuyor. Anne sütünde de bulunan lizozin işte bu “işe yaramaz deri” tarafından salgılanıyor ve bakterilerin hücre duvarlarına saldırıp onları yok ediyor. Bu salgının AİDS’e neden olan HİV virüsünü öldürdüğü biliniyor. … Saygın tıp dergisi Jama’da yer alan araştırmada, AİDS’in bulaşma oranının sünnetli erkeklerde daha yüksek olduğu yazıyor. …

Sünnet yapılmayan uluslarda her yüz bin kişide HİV oranı aşağıdaki gibidir:

İtalya 8,9     İsviçre 6,5     Danimarka 4,4     Fransa 3,5     Hollanda 2,7     Almanya 2,2     Avusturya 2,2     İsveç 2,0     Norveç 1,6     Finlandiya 0,9     Polonya 0,2     Macaristan 0,2

ABD’de ise bu oran 16’dır. … Bu rakamları yorumlayan Fleiss, şöyle yazmıştır:

“Sünnetin AİDS’i önlediği efsanesi yalnızca yanlış değil, aynı zamanda tehlikelidir de. Bu, sünnetli Amerikalılara, AİDS’e bağışık olduklarını düşündürüp, onları tedbirsiz sekse yönlendirebilir. Bu yalnızca daha fazla AİDS’e yol açacaktır.”

… Sünnet, tanımı gereği cerrahî bir müdahale değildir. Cerrahî müdahaleler şöyle tanımlanmıştır: Yaraların iyileştirilmesi, hastalıklı organ ve dokuların ıslah edilmesi, rekonstrüktif cerrahi, fizyolojik cerrahi. Rutin sünnet bu kategorilere girmez. Dolayısıyla rutin çocuk sünneti geçerli bir cerrahî müdahale değildir. Doktorların yetki belgeleri onlara, cerrahî müdahalede bulunmadıkları sürece insanları kesme ve hastalarına zarar verme iznini vermez.

Ana babanın doktora ne yapması gerektiğini söylediği böylesi garip bir uygulama tıbbın başka hiçbir alanında yoktur.

 

 

Yenidoğan sünneti

 

Sünnet savunucuları sünnetle ilgili her konuda yalan söylediler. Ebeveynlere bebeklerin acı hissetmediklerini söylediler. Çocuğun katıla katıla ağlamasının ve girdiği şokun sünnetten değil, bağlanmaktan kaynaklandığını iddia ettiler. Artık bebeklerin değişen beyin dalgalarından ve fizyolojik fonksiyonların değişiminden onların ne kadar acı çektiklerini biliyoruz. Sünneti takip eden günlerde acının devam ettiği, anne-çocuk bağının zedelendiği, beslenme bozukluklarının baş gösterdiği de biliniyor. Çocuk derin bir travma yaşıyor. Bilinç altına itilen bu travmanın etkisi yetişkin döneminde de sürüyor; yetişkin erkek bunun sünnetle olan bağlantısının farkında olmasa bile.

Yapılan bir çok çalışmanın yanı sıra Minnesota Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ile Pediatri Bölümü’nden Dr. Howard Stang ve ekibinin yaptığı araştırma, sünnetin bebeklik döneminde yapılan en acı veren ameliyat olduğunu gösteriyor. Bebeğin kalp atışlarında dakikada 55 artış görülüyor. Sünnet sonrasında kortizol, öncesine göre üç-dört misli artıyor. Araştırmacılar, bu derece yüksek acının yetişkinlerde dayanılmaz olduğunu söylüyor. Bebek, acıdan feryat ediyor, titriyor, bazılarının nefesi kesildiği için oksijensizlikten renkleri maviye dönüşüyor. … Ülkemizde çoğu doktor ve sünnetçi kulaktan duyma eski bilgilerle sünnet sırasında bebeğin acı çekmediğini savunuyor. … Bazı doktorlar bebeğe lidocaine iğnesi vuruyor. İğnenin kendisi zaten en az sünnet kadar acı verici. Ayrıca daima etkili olmadığı gibi, sinirlere ve damarlara da kalıcı zarar verebiliyor. … Lidocaine ile birlikte DPNB kullanımı işitme bozukluklarına yol açabiliyor. Bazen penisin tümüyle kalıcı olarak duyarsızlaşmasına de neden olabiliyor. Çünkü enjeksiyon sinirlere ve damarlara kalıcı olarak zarar verebiliyor… Genel anestezi bebek için son derece tehlikeli. Lokal anestezinin etkisi ise kısa sürüyor; … sonra acı yine geliyor. Koruyucu derisini yitirmiş, açıkta kalan kıpkırmızı yaralı ve aşırı hassas etin idrarla ve kakayla temas etmemesi imkânsız. İdrar asidi açık yarayı daha da yakar. Yaranın iyileşmesi iki haftayı bulur, ya travmanın iyileşmesi?

 

ABD’de sünnet nasıl başladı?

 

Sünnetin ABD’de başlaması, 1870’li yıllarda birkaç Amerikalı doktorun mastürbasyon yapan çocukları cezalandırmak için sünnet etmesi ile, katı ahlâkçı Viktorya döneminin mastürbasyon histerisi sırasında olur. …1970’lere kadar Amerikan tıbbî ders kitapları, sünneti, mastürbasyonu önlemenin bir yöntemi olarak savunuyordu. …ABD’de bebekleri rutin sünneti Soğuk Savaş dönemine kadar başlamamış, neredeyse zorunlu sünnete yol açan bu kurumlaşma adım adım gelişmişti. Şirketler tarafından yönetilen hastaneler ve özel sektör, rutin sünneti kendi halkına hiç danışmadan kurumlaştırdı. Herhangi bir tartışma ya da referandum olmadı. Ancak 1970’lerde çıkan birkaç mahkeme kararı, bu zararlı ama kârlı uygulama için hastanelerin ana baba onayı almasını zorunlu kıldı. Sünnet savunucuları bu karara, ana babaları korkutup çocuklarını sünnet ettirmelerini sağlamak için bazı “tıbbî” gerekçeler ileri sürerek cevap verdiler. Sünnet için ileri sürülen gerekçeler her döneme uygun olarak yenilendi durdu.

 

 

Bazı doktorlar sünneti neden savunuyorlar?

 

Çocuk doktoru Paul Fleiss şöyle diyor:

“Tıp fakültesinde bize sünnet ya da üstderinin fonksiyonları ile ilgili hiçbir şey öğretilmedi. Ben bir sünnet seyrettim. Hepsi bu.”

Bir çok doktor da benzer şeyleri söylüyor. Tıp fakültesinde sadece sünnetin nasıl yapılacağının teknikleri öğretiliyor. Penis derisinin yapısı ve fonksiyonları değil. Yine okulda öğretilenler bebeklerin sünnet esnasında acı çekmediği, sünnetin penis kanserini önlediği ve bu nedenle rutin şekilde yapılmasının geçerli olduğu…

Dr. Thomas Ritter, çoğu tıp ders kitaplarının yanlış bilgilerle dolu olduğunu ve sünneti önerdiğini söylüyor.

Seham Abd el Salam adında Mısırlı bir akademisyenin makalesinden.

“… Tıp fakültesine gittiğimde, erkek sünneti cerrahî çalışmamın bir parçasını oluşturdu. Bütün ders kitaplarında sünnet, penis ve rahim kanserine karşı önleyici bir operasyon olarak tavsiye ediliyordu. Ayrıca anestezi olmadan yapılıyordu; çünkü bebeklerin daha büyük bir çocuk veya bir yetişkin gibi acı hissetmediği iddia ediliyordu.”

Amerikan tıp dünyası büyük ve dişli bir sermaye çarkıdır. Büyük sermayenin ilk amacı ise hiçbir dönemde insancıllık olmamıştır. … Tıp dünyası hizmet sektörü olmaktan çıkıp, ticaret sektörü hâline geldiğinden beri tıp yalanlarıyla sağlık ve hastalıkları tedavi etmek adına nice suçlar işleniyor. Tıp endüstrisinin günümüzde sizin sağlığınızdan değil, hastalığınızdan para kazandığını artık görün. Eski Çin’de doktorlar hastalanan danışanlarına para öderlerdi; çünkü onların görevi insanı sağlıklı tutmaktı, öncelikli amaçları hastalığı iyileştirmek değil, sağlıklı kalmayı sağlamaktı.

Çocuklarımızı oldukları gibi, doğanın yarattığı gibi kabul etmek yerine kendimize benzeterek sünnet ettirmemiz, toplumsal kabul görme uğruna yanlışlara boyun eğdiğimizin göstergesidir.

 

 

Sünnet ticareti

 

Dr. Paul Fleiss, “Üstderim Nerede?” adlı kitabında şöyle diyor:

“Ebeveynler, çocuğunun üstderisini kesmek isteyenlere karşı dikkatli olmalı. İnsan üstderisi bir çok ticarî faaliyet için çok talep edilen bir organ. Sünnet derisi pazarlaması milyonlarca dolarlık bir pazar.”

1980’li yıllardan beri özel hastaneler kesilmiş sünnet derilerini biyo-araştırma lâboratuarlarına ve ilâç şirketlerine satıyor. … Penis üstderisi bir çeşit nefes alabilen bandaj üretiminde kullanılıyor. … Biyo-tıp şirketleri sünnet derisini ensülin üretmek için kullanıyor. Ayrıca Dermagraft-TC gibi ürünler bebek sünnet derilerinin hücreleri çoğaltılarak yapılıyor ve bu ürün yanık bölgelerde geçici yapay deri olarak kullanılıyor. … Kozmetik firmaları, testlerinde hayvanlara acı çektirmediklerinin reklâmını yapıyorlar ama ürünlerinde insan sünnet derisi kullanıyorlar.

… Evet, insan sünnet derisinin sanat (!) eserleri yapımında kullanıldığını, ayrıca erotik/pornografik bir çok sünnet sitesi, dergileri ve fetişist/pornografik sünnet videoları olduğunu biliyor musunuz? Aşağısa resmini gördüğünüz başucu lâmbası halis sünnet derisinden yapılmış. Beyaz, zenci, Asyalı, Hintli ve Kızılderili üstderileri kullanılarak yapılan ilginç desenli bu gece lâmbasının çiftinin satış fiyatı sadece 2500 dolar (!). … Has üstderiden yapılmış bir yeleğin fiyatı 5200 dolar. …

Bunları yazmamın nedeni; ABD’de sünnetten çıkarı olanların bizim sandığımız gibi sadece belirli bir kesimle sınırlı olmadığına, sünnet derisinin bir meta olarak yarattığı pazarın büyüklüğüne dikkat çekmek. Sünnet derisinden beslenen ciddî bir kesim var ve bu kesim çocuğumuzun derisinden kolay kolay vazgeçmeyecek, onu alabilmek için her türlü yolu denemeye, her yalanı söylemeye, satın aldığı her saygın unvanı kullanmaya devam edecektir.

Ayrıca ABD’de doktorların sünnet başına ortalama iki yüz dolar aldıklarını da hatırlatmakta yarar var. Ülkemizde (özel hastanelerde) bu rakam, 1000YTL civarında.

ABD’de sünnetten en çok faydalanan kurum tıp endüstrisidir. Doktorlar tahminen iki yüz milyon doların üzerinde parayı her yıl gerçekleştirilen bir buçuk milyona yakın sünnet operasyonundan alırlar; hastaneler de beş yüz milyon doların üzerinde parayı doğumdan hemen sonra gerçekleştirilen sünnet nedeniyle (anne ve çocuk için) uzayan hastane yatış sürelerinden elde ederler. Ayrıca sünnet derisi biyoteknik ve kozmetik firmaları tarafından talep edilen milyarlarca dolarlık bir pazar oluşturur. Amerikan hastaneleri sünnet derisini bu şirketlere satar.

Ülkemizde de sünnet endüstrisi çok büyüktür. Sünnet düğünlerinin (!) giysi, salon kirası, hediye, çiçek, yiyecek, içecek, davetiye ve benzeri masrafları vardır. Doktorlar, sünnetçiler, din görevlileri de bu endüstriden paylarını alırlar.

 

 

Yukarıdaki alıntılardan sonra yazımızı yine Nil Gün’ün sözleriyle noktalayalım:

 

Sedece bedenini değil, zihnini de G8’lerin artıklarıyla beslemeye mecbur bırakılan bu toplumun fertleri olan bizler, geleneklerimizin kurbanı olmaktan daha korkuncunu tecrübe ediyoruz aslında. Amerikan tıbbının uygulayıcısı doktorlarımızın dayattığı aydın despotizminin kurbanıyız; kraldan çok kralcının cehaletinin kurbanıyız; kendi zihnine, yüreğine, sezgisine güvenemeyen, otoriteye biat etmiş “bilimsel” bilgi pazarlamacılarının kurbanıyız.

 

 

 

 

 

العصمة للّه وحده - el-Ismetü lillâhi vahdeh

[Kusursuzluk sadece Allah’a mahsustur]…

 

Hakkı YILMAZ