Müddessir

1,2,1,2,3,4,5,6,7,3,4,5,6,7) Ey göreve hazır kişi![#21] Kalk! Hemen, Yarattığı bütün canlılara nimet veren, yarattıklarına çok merhametli Allah adına: "Tüm övgüler, âlemlerin[#22] Rabbi[#23], yarattığı bütün canlılara nimet veren, yarattıklarına çok merhametli olan, herkesin iyi ya da kötü yaptığı tüm edim ve eylemlerin karşılığını göreceği âhiret gününün sahibi, yöneticisi Allah'adır; başkası övülmemelidir. Yalnız Sana kulluk[#24] ederiz ve yalnız Senden yardım isteriz. Bize, razı olmadıklarının ve şaşkınlığa saplanmışların yolunun dışındaki, kendilerine nimet verdiklerinin yolu olan dosdoğru yolu göster, bildir!" diye uyar![#25] Ve hemen sadece Rabbinin en büyük olduğunu ilân et, kişiliğini lekeleme; temiz tut, şaibeden hemen uzaklaş, pisliği hemen uzaklaştır, yaptığın iyiliği çok bularak başa kakma! Ve yalnız Rabbin için sabret![#26]
8,9,10) Çünkü, o boruya üflendiğinde,[#27] işte o, o gün, çok zorlu, çok çetin bir gündür. Yalnız o, kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş kimseler için hiç de kolay değildir.
11,12,13,14) Tek olarak yarattığım, kendisine hesapsız bir mal verdiğim, şâhitler olarak oğullar verdiğim, kendisi için alabildiğine imkânlar döşediğim kişiyi Benimle başbaşa bırak!
15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25) Tüm bunlardan sonra hırs ile Benim daha da arttırmamı istiyor. Kesinlikle onun düşündüğü gibi değil! Şüphesiz o, Bizim âyetlerimize/alâmetlerimize/göstergelerimize karşı bir inatçı kesildi. Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım. Şüphesiz o, düşündü ve ölçü koydu. -Artık o mahvoldu. Nasıl bir ölçü koydu! Yine o mahvoldu. Nasıl bir ölçü koydu!- Sonra baktı. Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı. Sonra, arkasını döndü ve böbürlendi de: "Bu, söylenti hâlinde gelen bir büyüden başka bir şey değil. Bu, beşer sözünden başka bir şey değil" dedi.
26,27,28,29,30,36,37) Ben, "Kur'ân beşer sözüdür" diyen kimseyi yakında Sekar'a yaslayacağım. Bilir misin nedir Sekar? O, ortada tutmaz, yok da etmez. O, insan/deri için olağanüstü levhalar yapandır/susayandır/uzaktan görünendir/bir gösterge olandır. Sekar'ın üzerinde beşer için; sizden, öne geçmek/ilerlemek veya arkaya kalmak/geride kalmak isteyen kişiler için, on dokuz/nice uyarıcılar vardır.
31) Biz, cehennem yârânını da hep melekler yaptık. Sayılarını da, kendilerine Kitap verilen kimseler iyice ve apaçık bilsinler, iman etmiş olan kişilerin imanı artsın, kendilerine Kitap verilmiş olan kimseler ve iman sahipleri kuşkuya düşmesin diye ve de kalplerinde hastalık olan; zihniyeti bozuk kimseler ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş kimseler, "Allah bununla neyi kastetti?" desinler diye, kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler için bir sınamadan başka şey yapmadık. İşte böyle. Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de kılavuzlar. Rabbinin ordularını da ancak Kendisi bilir. Bu, beşer için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.[#28]
32,33,34,35) Kesinlikle sizin düşündüğünüz gibi değil! Elçi'nin durumunu, gitmekte olan cehaleti, başlamış olan toplumsal aydınlanmayı kanıt gösteriyorum[#29] ki Sekar, gerçekten en büyük şeylerden biridir.
38,39) Her benliğini bulmuş kimse -sağın yaranı hariç- kazancının karşılığında bir rehindir.
40,41,42,43,44,45,46,47,48) Sağın yaranı, bahçelerdedirler. Suçlulardan soruşur dururlar: "Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?" Suçlular, "Biz, salâtçılardan [mâli yönden ve zihinsel açıdan destek verenlerden; toplumu aydınlatmaya çalışanlardan] değildik, miskini de yiyeceklendirmiyorduk; işsiz güçsüze de kendi ekmeğini kazanacak fırsat ve imkân vermiyorduk. Ve biz boşa uğraşanlarla beraber boşa uğraşırdık. Ve de biz, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz olan ölüm, kıyâmet bize gelene kadar Din Günü'nü yalanlıyorduk" dediler. Artık onlara yardımcıların, kayırıcıların yardımı, kayırması yarar sağlamaz.
49,50,51,52,53,54,55,56) Peki, ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden mesafeli duruyorlar? Onlar, sanki aslandan sağa-sola kaçışan; ürkek yaban eşekleri gibidirler. İşin aslında içlerinden her kişi, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin istiyor. Kesinlikle onların düşündüğü gibi değil! Aslında onlar, âhiretten korkmuyorlar. Kesinlikle onların düşündüğü gibi değil! O, bir öğüt verici/düşündürücüdür. Öyleyse dileyen onu düşünür, öğüt alır. Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. O, korumaya, sakındırmaya ehildir ve bağışlamaya ehildir.