Kamer

1) O saat/kıyâmetin kopuş anı yaklaştırıldı. Ve her şey açığa çıkarıldı.[#82]
2) Onlar ise bir alâmet/gösterge görseler hemen mesafeleniveriyorlar ve "Devam edip giden bir büyüdür" diyorlar.
3,4,5) Kur'ân'da kendilerine verilen her emir, "kararlaştırılmış, en üstün seviyede yeterli, haksızlık ve kargaşayı engellemek için konulmuş bir kanun, düstur ve ilke" olduğu hâlde onlar yalanladılar ve tutkularına uydular. Şüphesiz onlara vazgeçirecek haberler de gelmişti. Buna rağmen uyarılar yarar sağlamıyor.
6,7,8) O hâlde onlardan geri dur. O günde, Çağırıcı'nın, bilinmedik/yadırganan bir şeye çağırdığı o günde gözleri düşkün düşkün, O davetçiye hızlıca koşarak kabirlerinden çıkarlar. Sanki onlar darmadağın çekirgeler gibidirler. O kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler, "Bu, zor bir gündür" derler.
9) Onlardan önce Nûh'un toplumu da yalanlamıştı. Öyle ki kulumuzu yalanladılar ve "O, gizli güçlerce desteklenen/deli birisidir" dediler. Ve o alıkonulmuştu; her türlü faaliyetine engel olunmuştu.
10) Bunun üzerine Nûh Rabbine yalvardı: "Ben gerçekten yenik düşürüldüm, bana yardım et!"
11) Biz de hemen sel gibi boşalan bir su ile göğün kapılarını açıverdik.
12) Yeri de kaynaklar hâlinde fışkırttık; derken sular ayarlanmış bir iş üzerine birbirine kavuştu.
13,14) Nûh'u da, iyilikbilmezlik edilen kişiye bir ödül olmak üzere, korumamız/gözetimimiz altında akıp giden levhaları; tahtaları ve çivileri/urganları olan filikalar/küçük gemiler üzerinde taşıdık.
15) Ve andolsun Biz, bunu bir âyet olarak bıraktık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
16) Peki, Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
17) Andolsun Biz, Kur'ân'ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
18) Âd da yalanladı. Peki, Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
19,20) Şüphesiz Biz onların üstüne, uğursuz, uzun bir günde dondurucu/uğultulu, insanları koparıp atan bir rüzgâr gönderdik; sanki onlar kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler.
21) Peki, Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
22) Andolsun Biz Kur'ân'ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
23,24,25) Semûd da o uyarıları yalanladı: "Bizden bir tek insana mı, o'na mı uyacağız? Öyle yaparsak kesinlikle bir sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz, Öğüt; Kitap, aramızdan o'na mı bırakıldı? Hayır, aksine o, çok yalancı, küstahtır" dediler.
26,27,28) Yarın onlar, çok yalancının, küstahın kim olduğunu bileceklerdir. Şüphesiz Biz onlara, kendilerine görev olmak üzere sosyal destek kurumları kurmalarını[#83] ve onları ayakta tutmalarını emredeceğiz. Onun için sen onları gözetle ve sabret. Ve onlara bu kurumları ayakta tutacak zekât; vergi ve harcamada bulunma görevlerinin, kendi aralarında pay edilmiş olduğunu haber ver; herkesin kamuya ne miktarda katkıda bulunacağı da belirlenmiştir.
29) Bunun üzerine arkadaşlarına/idarecilerine seslendiler. O da alacağını alıp sosyal kurumları ayakta tutan gelir kaynaklarını kurutarak sistemi çökertiverdi.
30) Peki, azabım ve uyarılar nasılmış?
31) Şüphesiz Biz onların üzerine korkunç tek bir ses gönderdik; ağılcının topladığı çalı-çırpı gibi oluverdiler.
32) Andolsun Biz Kur'ân'ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
33,34,35) Lût'un toplumu, uyarıları yalanladı. Biz onların üzerine ufak taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Lût'un ailesi bundan ayrı tutuldu. Onları katımızdan bir nimet olarak seher vaktinde kurtardık; Biz kendisine verilen nimetlerin karşılığını ödeyen kimseyi böyle mükâfâtlandırırız.
36,37) Andolsun Lût, onları Bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat onlar uyarıları kuşku ile karşıladılar ve andolsun o'nun konuklarından cinsel yönden yararlanmaya kalkıştılar. Biz de onların gözlerini körleştiriverdik/kabilelerini, soylarını silip süpürüverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
38,39) Ve andolsun sabah erkenden, onları kararlı bir azap bastırıverdi: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"
40) Andolsun Biz Kur'ân'ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık/hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?
41,42) Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcılar gelmişti. Onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli birinin yakalayışıyla yakalayıverdik.
43,44) Sizin kâfirleriniz; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa yazıtlarda sizin elinizde onların kurtulacaklarına dair Allah tarafından verilmiş bir senet veya ferman mı var? Yoksa onlar, "Biz birbirine yardım eden/intikam alabilen bir topluluğuz" mu diyorlar?
45) Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve arkalarını dönerek kaçacaklardır.
46) Aslında onlara vaat edilen, o saattir. O saat cidden daha feci ve daha acıdır.
47) Kesinlikle suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
48) O gün yüzleri üzere ateşte sürüklenirler: "Cehennemin beyinleri kaynatan sıcağının dokunuşunu tadın!"
50) Ve buyruğumuz, ancak göz kırpması gibi bir tekdir; anlık bir şeydir.
51) Ve andolsun Biz, sizin benzerlerinizi değişime, yıkıma uğrattık. O hâlde var mı bir düşünen?
52,53) Ve onların işledikleri her şey, yazıtlarda kayıt altındadır. Küçüğün, büyüğün, hepsi satır satır yazılmıştır.
54,55) Hiç şüphesiz Allah'ın koruması altına girmiş kimseler cennetlerdedir, ırmaklardadır/aydınlıklardadır. Çok güçlü sahip, yöneticinin huzurundaki "doğruluk oturma yerleri"nde; doğru kimselere mahsus olan, yalan söylenmesi mümkün olmayan, yok olma ihtimali bulunmayan sabit makamlardadırlar.
49) Şüphesiz ki, Biz her şeyi; evet her şeyi bir ölçü, ayar ile oluşturduk.